• DOLAR
    5,3685
    % 2,38
  • EURO
    6,1112
    % 2,40
  • ALTIN
    215,1977
    % 1,69
  • BIST
    91.900,85
    % -0,35
Türkiye’nin ilk vejetaryen derneği

Türkiye’nin ilk vejetaryen derneği

Cansu KÜFELİ / email protected

Şu sıralar “havalı” olduğu için gittiği yerlerde kinoalı salata sipariş edenleri, vejetaryenliğin gerisinde yatan düşünsel sürecin farkında olan olmayanları şaşırtacak derecede disiplinli ilkelere sahip bir dernek kurmuştu o zamanlar Hasan Ferit Cansever.

‘Bilge Mimar’Turgut Cansever’in babası, Türk Ocakları’nın kurucusu, Birinci Dünya Savaşı cephelerinde başhekim olarak kendini hastalara adayarak çalışmış bir tıp doktoruydu. 1891 yılında İstanbul’da doğan Hasan Ferit, İstanbul Tıp Fakültesi’nden askerî hekim olarak mezun oldu. Belki gençliğinin Osmanlı Devleti’nin parçalanmasına, vatanının istila edilmesine denk gelmesi nedeniyle, ola ki de allah vergisi gelen mizacından, idealist ve adanmış bir doktor olarak yıllarca Birinci Dünya Savaşı cephelerinde başhekim olarak görev yaptı. Savaş bitip yurda döndüğünde de tutkuyla alt olduğu mesleğini hep halka daha fayda sağlamak için kullandı; Anadolu’nun görev yaptığı çoğu yerinde halkı bedava tedavi eden merkezler açtı, başkalarının açmasına da önayak oldu.

Türkiye'nin ilk vejetaryen derneği

Türkçülük-Turancılık Davası duruşması (ön sırada ayakta demeç eden kişi Hasan Ferit Cansever)

BİRİNCİ KAIDE: BEDENİ DİSİPLİNE ETMEK

Hasan Ferit’i katı bir vejetaryenliğe iten de şayet dönemin şartları, gördükleri, yaşadıklarıydı. Savaşın her türlü yüzünü görmüş ve yıllardan beri Anadolu halkına ücretsiz destek götürmüş olan Hasan Ferit’in tıp ve biyoloji konusundaki birikimi, et yemenin çoğu hastalığa davetiye çıkarıp insan ömrünü kısalttığı tezlerine de temel oluşturdu. Zamane ‘vejetaryenleri’nin gözden kaçırdığı ‘işin felsefesini bilip bedenini sıkı bir şekilde disipline etmek’, Hasan Ferit’in koşullar ne olursa olsun uyduğu bir ilkeydi.

Türkiye'nin ilk vejetaryen derneği

Sıkı vejetaryenliğiyle tanınan Leo Tolstoy

Dünya halkları üzerinde yaptığı incelemeler, dünyanın öbür bölgelerinde farklı gıda şekillerine harmoni sağlamış halkların hayat stili ve ömürlerinin uzunluğu hakkında kendisine o dönem için epeyce geçerli bilgiler sağlıyordu. Mesela Eskimoların 30-40 takvim ömür ortalamasını kesintisiz etçil beslenmelerine bağlıyordu. Bunun yanı sıra dönemin sömürgeci İngilizleri, Amerikalıları hatta Fransızlarının hastalıktan geçilmeyen yapılarını, yine bu kültürlerde çok sık et tüketilmesine bağlıyordu. Halbuki daha otçul bir yaşam stilini benimsemiş, tahıl ağırlıklı beslenmeye alışkın Uzakta Doğu kültürlerinde öyle miydi? Bu kültürlerin uzun yaşamdaki ünleri, bugün bile kabul edilmiş bir gerçek. Buluş çıkarmadaki başarılarını saymıyorum bile.

“ET YEMEZLER YÜZ YIL YAŞARLAR”

Ilgi Çekici isim bulmanın bağımlısı 3. cins hipsterlar, Hasan Ferit’in bütün bu ilkeleri ışığında kurduğu, Türkiye’nin birincil vejetaryen derneğinin adını beğenecek misiniz acaba?: Et yemezler Yüz Sene Yaşarlar.

Kurduğu derneğin konuşmalarında alabildiğine nazik bir İstanbul beyefendisinden beklenmeyecek kadar sert ve ihtiraslı bir şekilde savunurdu vejetaryenliği. Hatta insanları ikna etmek için pek benzetmeler kurduğu söylenir fakat, vicdani yükümlülükten olmasa da ister iğrenmekten deyin, artık adına ne derseniz, insanları bir şekilde ikna ederdi.

Türkiye'nin ilk vejetaryen derneği

Anlatılanlara göre, Hasan Ferit’in radikal söylemlerinden biri şu şekildeydi: “Balık yedikten sonradan kalan kılçık ve balık artığı iğrenç bir şeydir. Halbuki portakalın kabuğunu bir saat sonra iğrenmeden ısırabilirsin. Balığın kılçığına beş dakika daha sonra bakamazsın bile…” İkna almak isteyene sebep fazla tabii… İnternette mutlu mesut kedi yavrusu videolarının yanı sıra biberondan süt içen kuzuların, sahibinin dizlerine başını koyup uyuyan, kendini sevdiren ineklerin videolarını “Yaa ne tatlıı” diye paylaşıp akşamında kuzu pirzola, köfte yiyenlerin fikrini hala değiştiremediysek, Hasan Ferit Bey’in daha sert sözlerine de yer verelim: “Pilavın üstüne bir bıldırcın kızartıp koysam iştahla yersin. Bıldırcın yerine fare koysam yemezsin. Halbuki birinin kanadına karşı ötekinin kuyruğu olmasından diğer farkları yoktur. İkisi de hayvan leşidir.”

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
%d blogcu bunu beğendi: