• DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST
Nurduran Duman: İnsan sevdiği işi yapınca yorulmuyor

Nurduran Duman: İnsan sevdiği işi yapınca yorulmuyor

Nurduran Duman, önemsediği iyi kalbin emeğini şiirden alan enfes bir kadın ve şair. Onu nasıl oldu da böyle geç tanıdım diye hayıflanmamı bir kenara bırakıp konuştuklarımızı paylaşıyorum sizinle…

EN ÖNCE İYİ KALP GELİR


– Kendinizi nasıl tanımlarsınız? Sizin gözünüzden Nurduran Duman kimdir?

Bu sorunuz bana üniversite öğrencilerimin sınavın başında sorduğu soruyu aklıma getirdi: “Hocam istediğimiz sorudan başlayabilir miyiz?” Aslında öğrenciyken hepimizin lisede ortaokulda da çok sormuşluğumuz var bu soruyu, istediğimiz sorudan da çok başlamışlığımız, hatta bazı soruları boş bırakmışlığımız da çoktur, değil mi? Gene de şöyle yanıt vermeye çalışayım. Dünkü ile yarınki yanıtlarım birbirinden ve şimdi söyleyecek olduğumdan farklı olacaktır elbette, sürekli değişiyoruz, şanslıysak hızlı; ama ille de gelişiyoruz çünkü. Yaşam bir eğitim-öğretim merkezi 🙂 Değişmediğini gördüğüm, değişmeyeceğini de düşündüğüm bazı özelliklerimi ise şöyle sıralayabilirim sanırım.

İyi kalbi önemsiyorum. En önce “iyi kalp” gelir. Tabii bu iyi’nin somut delilini el ile tutmak, sunmak kolay değil; yine de elde tutulması mümkün bir şey var, bir emek: iyi kalpli olmaya çalışmak. Bu emeğe inanıyorum.

Aydınlanmaya inanıyorum. Aydınlanmada Şiir’in gücüne. Sözün gücü var çünkü. Bu gücün şairin ego alanına değil, şiir sanatına ve yaşama hizmet etmesinin gereğini önemsiyorum. Olumluyu göstermeyi, umudu işaret etmeyi, sözün sözcüğün yaşam gücü için ilham vermesini. Ve bir sıralamada elbette yaşam söz konusu ise… Şiir önce gelir, yaşam şiirden önce.

Şair Nurduran Duman röportajı

İnsana, varoluşa hizmet eden her ilgiye, bilgiye, edime, deneyime, sevgiye, birlik beraberliğe inanıyorum. Doğanın parçası olarak, ağaçları örnek almaya. Kendi toprağından beslenip ürettiğini dünyaya sunmaya, kendi suyun göğünle birlikte, dünya gölünün göğünün parçası olmaya; diğer farklı nehirlerle sularımızı aynı dünya kaynağında buluştura birleştire birlik olmaya. Şair olarak, kendimi içine doğduğum, suyundan havasından olduğum dil ve kültür ile ilişkimi ve dünya dilleri ve kültürüyle iletişimimi sağlarken, doğa kanunlarını gözlemleyip gözetmekten feyz alıyorum.

– Bir şair olarak dilimiz ile bağınız nedir demek geldi bunlar üzerine içimden?

Malzemesi dil olan bir sanat Şiir ile uğraşırken Türkçeye hayran kalmamak, Türkçe ile uğraşırken, onu oluşturmuş, oluşturmakta olan Türk kültürüne sevinçli bir sevgi, merak, heyecan duymamak ise mümkün değil. Bir Türkçe, Türk Dili (Azerbaycan, Kazak, Kırgız, Özbek Türkçesi ve daha nicesi) hayranı, bir Türk Kültürü öğrenme sevdalısı olduğumu diyebilirim. Şiirimle bu ilgilerimin geçişmesini önemsiyorum.

Kültür meraklısıyım aslında. Bu da insan meraklısı olduğumu işaret edebilir. Yeryüzünde insan olma deneyiminin olasılıklarından haberdar olmayı tek bir ömre sığdıramayacağımızdan, dünyanın türlü coğrafyalarındaki türlü iklimleriyle biçim almış ulusların farklı kültür oluşumlarındaki insan hallerini, insanlık deneyimlerini görüp bilebilmek bir fırsat, bir şans bana göre. Bu kültürlerini ürettikleri şiirlere, dillere çevrilen şiirlerinizle katışabilmek ise mucize gibi bir şey, güzel bir şey.

Sanatı edebiyatı, kenti kasabayı, tarımı sanayiyi, el emeği göz nurunu, teknolojiyi, bilimi uzayı… İnsanı ilgilendiren her yeri, her ilgiyi merak ediyorum. Romana, resime, müziğe, sinemaya, oyuna, matematiğe, kimyaya, bunlar gibi hayatın ve evrenin ince işlerine bakışlar atan bir merak. Dengeyi, ahengi önemseyerek elbette.

Şair Nurduran Duman röportajı

ANNEM DAHA BEBEKKEN KULAĞIMA TEK TEK HARFLERİ SÖYLERMİŞ


– Şiir yazmaya nasıl başladınız? Sizi şair olmaya karar verdirecek o şiiri hatırlıyor musunuz?

Annemin ninnileri şarkıları, çevremdeki büyüklerimin, yakınlarımın masalları, çocukluğumdan bugüne işite geldiğim Yunus Emre, Mevlana, Aşık Veysel şiirleri, yine çevremdeki yakınlarımın gündelik yaşamda ya da özel anlarda bir türkü tutturmaları gibi çocukluk beslenmeleri yazmaya başlama ve sürdürme sebebim olabilir. Bir de annem daha bebekken kulağıma tek tek harfleri söylermiş, ben de her harften sonra “hıı, hııı” dermişim. Belki de kulaklarıma ilkin harfleri doldurduğu içindir.

– “Gemi İnşaatı Mühendisliği” ve “Deniz Mühendisliği” mezuniyetiniz var. Mesleğinizi hiç yaptınız mı ya da yapıyor musunuz?

Evet, gemi inşa etmişliğim var 🙂 Güzel meslektir. Ben 24 saat salt sözcüklerle uğraşmayı istediğim için edebiyatı seçmiş oldum. Yine de hâlâ mühendisliğe devam ediyorum sanırım, şiirimi kurarken. Şiir bir yapıdır. Bir yaratı-tasarım ile kurulan yapı.

– Şiirleriniz birçok dile çevrildi, Türkiye’yi birçok ülkede, dilde temsil ettiniz. En son Çin’de önemli bir uluslararası şiir yarışmasında jüri üyesiydiniz, önerdiğiniz Türk şairler de ödül aldı. Dünyanın en saygın ve etkin dergilerinden biri olarak görülen “Modern Poetry in Translation” (MPT, İngiltere) Haziran 2017’de “The River” şiirinizi yayınladı. Aynı dergi bu yılki “Ten Women Poets in Translation for International Women’s Day” listesinde (MPT #IWD18 listesi) adınıza yer verdi, ikinci sıradan. Uluslararası şiir dünyasında çok önemli bir liste bu. Ve birazdan konuşacağımız onca başarıya rağmen biz sizi az mı tanıyoruz sanki?

Belki biraz az. Türk Şiiri büyük bir şiir. Ta Orhun Yazıtları’ndan bu yana tanık olduğumuz gibi, bu toplum bu şiiri üretmekte, sevmekte, saymakta, değerini de hakkıyla vermekte. Yunus Emre, Karacaoğlan, Aşık Veysel, Nâzım Hikmet, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Attila İlhan, Gülten Akın, Melih Cevdet Anday… Daha ne çok isim sayarız… Tüm bu değerleri değer yapan toplumumuzun şiire sevgisi, şaire verdiği kıymet ortada. Yaşayan bir şair olarak tanınırlığım ise, çok uzun mu uzun zamandır ülkenin ve dünyanın içinden geçtiği tüketim toplumu sürecinin temeli olan pop kültürüne gark olunmuşluk içinde ele alabileceğimiz bir mesele sanırım.

– Tüketiliyor mu şiir?

Şiirin doğası tüketim eylemine uygun değil en başta. Şiirle beslenirsin ama onu tüketemezsin. Onunla her temasında yenilenen, sana kendini taptaze sunan bir besin üstelik Şiir. Aynı tüketim koşuşmacasına kapılmış yurt dışında daha çok bilinirliğimi ise, oralarda biraz daha uzun süredir oturmakta olan aydınlanma zeminine yorabiliriz sanırım. Şairler, salt şiir ile, ki yaptığımız iş, zamanımızı, enerjimizi, emeğimizi koyduğumuz iş mi iştir bu, hayatlarını kazanıp yine şiirlerini üreterek yaşayabiliyorlar o zeminin oturmuş olduğu ülkelerde.
Yine de bakın bu söyleşiyi yapıyoruz değil mi? Şiirimi bilene, bilmeyene, bilecek olana olmayana selam sevgi olsun 🙂

https://modernpoetryintranslation.com/ten-women-poets-in-translation-for-international-womens-day-2018/

ÖDÜL GİBİ DEĞİL Mİ SİZCE DE BU YAŞAYAN BİR ŞAİR İÇİN


– Hangi dillere çevrildi şiirleriniz? Eksiği kalmasın sizden duyalım 🙂


İngilizce, İspanyolca, Almanca, Fransızca, Oksitanca, Azerbaycan Türkçesi, Çince, Fince, Bulgarca, Slovakça, Rumence, Makedonca gibi dilleri sayabilirim.

– Amerika’da basılmış bir şiir kitabınız var, “Semi Circle”. Biraz da bundan bahsedelim mi? Neye göre seçildi bu şiirler? Kim/kimler seçti? Tepkiler nasıldı?


Şiirleri yazmış olmak dışında, süreçte benim hiç dahlim yok, biliyor musunuz? ABD’de yaşayan Amerikalı çevirmenin şair Andrew Wessels dosyayı, sık eleyip dokuyarak seçtikleri şairleri basan oldukça saygın yayınevi Goodmorning Menagerie’ye yollamış; kabul ettiklerinde Andrew’dan sevinç ünlemleriyle dolu bir mektup aldığımda öğrendim her şeyi. İngilizce çevirmenimin emeğidir. Sağ olsun, var olsun.

Kitap bir şair olarak poetikamın anlaşıldığını hissedip sevindiğim eleştiriler aldı. “Semi Circle için” tıklayınız.


– “Yenilgi Oyunu” adlı şiir dosyanız “2005 Cemal Süreya Şiir Ödülleri Jüri Özel Ödülü”ne değer görüldü. Ne hissediyorsunuz? Ödüllü bir şair olmak nasıl bir duygu?

Şair asla ödülü hedeflemez, ancak aldığında itekleyici oluyor; bir destek kuvvet. Mesleği bırakıp tamamen harfe sözcüğe yöneldiğim, bundan böyle şiir edebiyat ile yola koyulacağım dediğim bir zamana denk geldi. Kararıma daha da inanmamı sağladı. Güç kuvvet verdi. Ayrıca o zamanlar henüz kitapsız bir şairdim, bu ödül dosyamın kitaplaşmasına da yol açmış olabilir.

– Peki sizi en çok heyecanlandıran ödül hangisi?

Geçenlerde intenette dolaşırken Nijerya’da hiç mi hiç bilmediğim bir kasabada yaşayan, hiç mi hiç bilmediğim bir genç şairin söyleşisine denk geldim. En sevdiği, etkilendiği yazarları soran soruya, dört şair ismi sayarak yanıt veriyor. Saydıklarından biri benim de çok sevdiğim büyük şair Maya Angelou. “Biri de Türk şair” diyor, kim biliyor musunuz?

– Nurduran Duman mı? 🙂

Ödül gibi değil mi sizce de bu yaşayan bir şair için?

https://entropymag.org/transitory-poetics-april-2016/

(Makedonya)

HENÜZ TÜRKİYE’DE YAYIMLAMADIM

– Mevlana’nın 18 Beyiti’ne yazdığınız 18 modern şiiriniz var; Neynur. Bu süreci ve adının hikayesini paylaşır mısınız bizimle?

Böyle bir işe nasıl kalkıştım, nasıl cesaret ettim bilemiyorum, o kalkıştığım zaman da bilememiştim; ama sanırım Mevlana’nın esini yardım etti 🙂 Şiir(ler) yuvadan ayrılıp yerin yüzüne düşmüş iki varlığın birbirine seslendiği dizelerden oluşuyor. Öğrencisini arayan öğretici ile öğrenciliğe talip olan arasında. Öğretici, Mevla’nın 18 Beyit’teki Ney’i, öğrenci adayı ise Nur. Hem her bilgiyi alan, deneyimleyen, dönüşen ışık, hem görüldüğü gibi adımın ilk hecesi.

– Nerelerde yayımlandı peki?

Bu şiirin bazı bölümleri ABD’de Asymptote Journal ve Kenyon Review gibi oldukça önemli mecralarda Türkçe-İngilizce olarak, Almanya’da ise Kliteratur adlı yeni çıkan ve iddialı sayılarla devam eden bir edebiyat dergisinde Türkçe-Almanca olarak yayınlandı.

– Türkiye’de?

Henüz Türkiye’de yayınlamadım.

-Sizi araştırdıkça inanamıyorum gerçekten. Ağustos 2016’da seçme şiirleriniz yine yabancı dillerde (üç dilli – Türkçe, Kiril alfabesinde Makedonca, İngilizce) olarak yayımlanmış. Bu nasıl gelişti?

“Versopolis” diye bir uluslararası şiir platformu var. Bu platform Avrupa ülkelerinden seçtikleri şairlerin bilinip tanıtılmasını amaçlıyor. Öneri-kabul yöntemiyle işleyen bir şair topluluğu. Adımın İtalyan şairlerce önerilmesiyle ben de kabul edildim, Türkiye adına bu platformda yer alıyorum. Bu kitap Versopolis’in yayını. Elime ilk aldığımda bir armağan gibi hissettim.

https://entropymag.org/transitory-poetics-april-2016/

(Çin)

TANIK OLMAKTAN HAZ DUYDUĞUM BİR SÜREÇ


– Ocak 2018’de Çin’de “Poetry Weekly” dergisi sizi kapak ve dosya konusu yapmış, birçok önemli Çinli edebiyatçı ve eleştirmen şiiriniz hakkında çok olumlu görüşler ileri sürüyor. Bu nasıl oldu?

Kasım 2017’de uluslararası yazı programı için bir aylığına Çin’e davet edildim. Pekin ve Şangay’da Çin’in önde gelen edebiyatçılarıyla ve Lu Xun Akademisi başta olmak üzere akademi, üniversite yazarlık öğrencileriyle çok üretken oturumlar yaptık. O süreçte şiirlerime oldukça ilgi gösterdiler. Döndüğümde de bu ilgi devam etti. Şiirlerimi Çinceye çeviren Cao Shui’ye göre, kendine özgü, modern, evrensel bir şiir yazmamı önemli buluyor; şiirimdeki Çin Seddi’nin öte yanındaki eski ana ata kültürünün izlerini görüp yakın hissediyorlarmış.

– Radyo ve TV’de de edebiyat programları hazırlayıp sundunuz: “Yazın Küresi”, “Kitap Hazinesi”. Yine var mı böyle projeler?

Bir Youtube kanalı açmam için çevremden ve okurlardan epey istek var. Bakalım.

– Dersleriniz, atölyeleriniz var. Hâlâ devam ediyorsunuz değil mi?

Evet. Yeni yılla birlikte taptaze bir atölye açıyoruz. Beşiktaş’ta SGM’de. “Yaşamı Okumak Kendini Yazmak” adını verdim bu atölyeye. Kendini görmek de diyebilirdim aslında. Soranlar oldu, yaşamı okumak ama kendini yazmak istemeyenler de gelebiliyor, temeli kendimizi görmek çünkü. Yazmak isteyenlerin ise üretecekleri metinleri şimdiden merak ediyorum. Tanık olmaktan haz duyduğum bir süreç oluyor o metinlerin üretimi, katılımcıların hayata, hayatın içindeki edebiyata, şiire, sanata, kendilerine bakışlarının ve kendilerinin değişimi.

https://entropymag.org/transitory-poetics-april-2016/

(Andrew Wessels ile Londra’da)

İNSAN SEVDİĞİ İŞİ YAPINCA YORULMUYOR

– Aynı zamanda çeviri de yapıyorsunuz? Başka türlerde yazmayı düşünüyor musunuz?
Tiyatro oyunları yazıyorum. Yakında bu konuda da konuşacağımızı görüyorum. Kısmet diyelim şimdilik.

-Artful Living Sanat Platformu’nun da kurucu editörlerindensiniz. İnsanın size şöyle diyesi geliyor: “Bunca şeye nasıl yetişiyorsunuz kuzum?” Bu süreçten de bahsedelim mi?

Haydar Ergülen ile birlikte başladığımız bir süreçti. 2012-2016 yılları arasında verdiğim tüm emek için mutluyum Artful Living’e. Biz bu işe kalkıştığımızda internet ortamında bu tür yayınlar tek tüktü. Biz öncülük edelim, arşivlik bir yayın üretelim dedik. Has edebiyat, has sanat, has fotoğraf, has müzik ile. İyi de oldu. Ne güzel gidiyor hâlâ Artful Living.

“Bunca şeye nasıl yetişiyorsunuz kuzum?”a gelince… İnsan sevdiği işi yapınca yorulmuyor biliyor musunuz? 🙂

– Şimdiye dek yazdığınız şiirlerden sizi en çok etkileyeni, gözbebeğim dediğinizi bizimle paylaşır mısınız?

Hemen aklıma “tını” şiirim geldi. Bir başka yaşamak önerisi sunduğu için sanırım.

tını

bir ağacın gövdesine yerleş de gör
elmanın aslında düşmediğini gölgesine
elmalar yere düşse düşüyor ancak
ona da konmak diyoruz biz
uyanınca havalanmak üzere

ağacın gövdesinde uzandıkça bileceksin
kuşun asla tüy dökmediğini göğe
kuşlar göğü öpmüşse uzuyor yaprak

her şey kuşlar göğü öpsün için
elmalar uçuşsun diye nehirle

Nurduran Duman

https://entropymag.org/transitory-poetics-april-2016/

(Kuzey Kıbrıs Türk Cunhuriyeti)

NİHAYET TÜRKİYE’DE YAYIMLANACAK YENİ ŞİİR KİTABIMIN DOSYASINI KOTARIYORUM

– Yeni projeleriniz neler? Biraz da ondan bahsedelim mi?


Nihayet Türkiye’de yayımlanacak yeni şiir kitabımın dosyasını kotarıyorum. İlk tiyatro oyunumla ilgili zamanı gelince, inşallah çok yakında, konuşacağız diye görüyorum. Yeni oyunlarımı yazıyorum. Son zamanlarda tanıştığım bazı başka dillerden şiirler oldu, bu şiirleri Türkçeleştirip yayınlamak niyetindeyim bir de, Türkçeye katışsınlar, Türk okurlar da onları okusun bilsin diye.

Bir de 2019’da Çin’de yayınlanacak, yine seçme şiirlerimden, üç dilli bir kitap hazırladık, Cao Shui, Andrew Wessels, Grace Wessels çevirileri ile, Türkçe-Çince-İngilizce. Onun heyecanı var.

– Şairleriniz kimler?

Bu söyleşi boyunca adını saydıklarıma ek olarak birçok yaşayan yaşamayan başka şair. Bir de türkülerimizi kimler yakmışsa onlar.

-Şu anda hangi kitabı okuyorsunuz? Okurlarımıza da önerir misiniz?

Şu ara pek çok piyes okuyorum. Tiyatro okunur mu? Ben okuyorum, seviyorum piyes okumayı. Elimin altında bu ara sürekli Fazıl Hüsnü Dağlarca ve Melih Cevdet Anday var. Elim onlara gidiyor.

Damla Karakuş: Teşekkür ederim.

Nurduran Duman: Ben teşekkür ederim.

*

Damla Karakuş

[email protected]

Instagram: biyografivekitap

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
%d blogcu bunu beğendi: