• DOLAR
    5,3752
    % 0,19
  • EURO
    6,1071
    % 0,36
  • ALTIN
    215,4160
    % 0,64
  • BIST
    89.961,91
    % -0,63
İstanbul’un tarihi çarşıları

İstanbul’un tarihi çarşıları

Aybüke SENGİR/ [email protected]

İstanbul’un gelişmesinde Haliç önemli rol oynamıştı. Bu güvenli limanın sağladığı avantajla, ticaret ve iş hayatı da doğal olarak Haliç kıyısına yakın bölgelerde gelişti. Bu durum ne Bizans’ta ne de Osmanlı döneminde değişti. Mesela; bugün Uzunçarşı dediğimiz, dükkanlar ve işyerleriyle dolu caddenin adı Bizans zamanında Makros Embolos’tu ve o zaman da şehrin başlıca çarşısıydı. Tarih boyunca ticaretin en önemli duraklarından biri olmuş İstanbul’un göbeğinde yer alan Kapalıçarşı da dünyanın en eski alışveriş merkezi olma özelliğini taşıyor.

İstanbul’un tarihi çarşıları

DÜNYANIN EN BÜYÜĞÜ: KAPALIÇARŞI

Kapalıçarşı, Nuruosmaniye ve Beyazid Camileri ile Mahmutpaşa Çarşısı arasında, üzeri dam ve kubbelerle örtülü çeşitli dükkânların bulunduğu sokaklardan meydana geliyor. Kapalı Çarşı’nın ilk çekirdeği, bugün Eski Bedesten adı verilen Bizans çağından kalma bir yapı oluyor. Bugünkü Kapalı Çarşı değerli eşya ve mücevher alıp satılan bölümleri ile Fatih Sultan Mehmet tarafından, asıl büyük çarşı ise, Kanuni Sultan Süleyman döneminde ahşap olarak yapılmıştı.

İstanbul’un tarihi çarşıları

Kapalı Çarşı’nın bölümleri şöyle;

İç Bedesten: Kapalıçarşı içinde ilk yükselen bina. Aslında çarşının çekirdeğini oluşturan Eski Bedesten. Kapıları son devirdeki adlarıyla şöyle; Sahaflar, Takkeciler, Kuyumcular ve Zenneciler.

Sandal Bedesteni: Kubbe sayısı Osmanlı çarşıları içinde en fazla olanı. Günümüzde buraya iki kapıdan girilebiliyor, bir tanesi Kapalı Çarşı’nın içinden öbürü Nuruosmaniye’den.

Diğer Bölümler: İki bedesten dışında kalan bölümleri oluşturan yolların mimari yerleşimleri simetrik ve geometrik değil, oluşum biçimini ve geçirdiği afetler ile kısmi onarımları yansıtacak şekilde, dağınık bir bünyede. Böylesine karmaşık bir yapı ve yerleşim biçimi yine de onu bir alışveriş sarayı haline getirmiş durumda.

Hanlar: Kapalı Çarşı’nın bitişik dört yanı ve yakın çevresi, kendi içlerinde ayrı birer ünite olan hanlarla çevrili. Bugün çarşıya doğrudan bağlı kalan, yani sadece çarşıdan girilebilen ve dışarıya kapısı olmayan hanlar ise şöyle; Astarcı Hanı, Büyük ve Küçük Safran Hanları, Evliya Hanı, Sarraf Hanı, Mercan Ağa Hanı, Zincirli Han, Varakçı Hanı, Rabia Hanı, Kuyumcular Hanı, Yarım Taş Hanı.

İstanbul’un tarihi çarşıları

EN ESKİ KİTAPÇI ÇARŞISI: SAHAFLAR ÇARŞISI

Sahaflar Çarşısı, İstanbul’un Osmanlı döneminden bugüne kadar yaşayabilmiş en eski kitapçı çarşısı olma özelliği taşıyor. Çarşı, Kapalı Çarşı’nın Fesçiler Kapısı ile Beyazıt Camii arasında yer alıyor. Çarşıda, Osmanlı döneminde, medreselerin çevrelerinde medrese öğrencilerinin ihtiyaçlarını karşılayan sahaf dükkânları bulunuyordu. Kapalı Çarşı’nın inşaatı 1460’larda tamamlandığında, çarşıdaki dükkânların bir kısmı da sahaflara tahsis edildi. Sahafların Kapalı Çarşı’dan çıkıp bugün bulundukları yere taşınmalarının sebebi, 1894’te olan büyük İstanbul depreminde Kapalı Çarşı’da meydana gelen büyük yangındı.

İstanbul’un tarihi çarşıları

Sözcük anlamıyla “sahaf” elden düşme kitap alıp, satan kişi anlamına geliyor. Sahaflık, medrese öğrencilerinin 15 ve 16. yüzyıllarda Fatih ve Beyazıt gibi büyük camilerin etrafında kitap alım satımı yapmalarıyla başladı. Eskiden sahaflar Kapalı Çarşı’nın içinde şimdi yorgancıların bulunduğu yerdeydi. En kıymetli yazmaların, minyatürlü kitapların pazarıydı burası. Evliya Çelebi‘ye göre burada elli kitapçı dükkânı ve üç yüze yakın çalışan vardı.

DUA İLE AÇILIR DUA İLE KAPANIRDI

Sahaflar, bugün meslek odaları ya da dernek olarak adlandırılan, belli bir iş kolunda usta, kalfa ve çırakları içinde bulunduran Sahaflar Loncası’na bağlıydı. Sahaflar çırak, kalfa ve ustalık dönemlerini geçirmek zorundaydılar. Sahaf dükkânları diğer esnaf dükkânları gibi dua ile açılır, dua ile kapanırdı.

Osmanlı yaşantısında her loncanın, her esnaf grubunun bir piri vardı. Sahafların da piri ilk kitapçılardan olduğu söylenen Basralı Abdullah Yetimi Efendi’dir. O dönemde yazma kitaplar bugünkü tabirle moda olduğu için sahaflar etrafında genellikle hattatlar, mücellitler, müzehhepler, kâğıtçılar, kalemtıraşçılar, mürekkepçiler organize olurdu. Sahaflar Kâhyası’nın dükkanındaki kitapların mezadı cuma ve salı günleri yapılırdı. Nadide kitaplar elden ele dolaşır, meşhur mezatlara işten anlayanlar, kitap sevenler katılırdı.

İstanbul’un tarihi çarşıları

Türkiye’ye matbaanın gelmesine karşılık, Sahaflar uzun süre basılı kitaba ilgi göstermedi. Dükkânlarının yanındaki hattatlara yazmaları çoğalttırmaya devam ettiler.

BAHARAT YOLU’NUN İSTANBUL DURAĞI: MISIR ÇARŞISI

Mısır Çarşısı Eminönü’nde. IV. Mehmet’in annesi Hatice Turhan Sultan tarafından Yeni Cami’ye vakıf olarak yaptırılmıştı. İlk önce yapımına Mimar Kasım Ağa başlıyor, 1660 yılında Mimar Mustafa Ağa tarafından tamamlanıyor. Altı kapısı ve 86 dükkânı bulunuyor.

Dünya doğal ürünlere yönelmeyi daha yeni yeni keşfederken, lokman hekimler yetiştiren Anadolu, bitkilerin şifalı gücünü Mısır Çarşısı üzerinden yüzlerce yıldır dağıtıyor. Sanayileşmenin getirdiği “tat” farklılaşmasını hazmedemeyenler için “çiftlik” yapımı veya “köy” çıkışlı peynirlerin, pastırma türlerinin, sucuk ve bakliyatın da sergilendiği Mısır Çarşısı, bu geleneksel özelliğini kolay kolay yitirmeye pek de niyetli görünmüyor.

İstanbul’un tarihi çarşıları

ASKERLERİN VE SİPAHİLERİN ALIŞVERİŞ YAPTIĞI ARASTA ÇARŞISI

Ayasofya ve Sultanahmet’e yürüyüş mesafesindesiniz… Hemen önünüzde İznik çinileri, elde dokuma halılar ve yanı başınızda Bizans Sarayı’ndan kalma mozaikler…  Osmanlı İmparatorluğu zamanında sipahilere hizmet etmesi nedeniyle Sipahi Çarşı adıyla da bilinen Arasta Çarşısı, Sultanahmet Külliyesi’ne gelir sağlamak için yapılmıştı. 1912 yılında çıkan büyük yangın sonrasında, 1980 yılındaki restorasyona kadar uzun yıllar boyunca kullanılmadı. Günümüzde, elde dokuma halılar ve antika eşyaların satıldığı çarşı, İstanbul’u ziyaret eden yerli yabancı turistlerin uğrak mekanlarından. 1930’lu yıllarda yapılan kazılarda, çarşı sınırları içinde Bizans Sarayı’na ait mozaikler bulunmuş olması, değerini bir kat daha artırmış oldu.

İstanbul’un tarihi çarşıları

MİMAR SİNAN’IN ELİNDEN ÇARŞI HAMAM

1583 yılında hamam olarak inşa edilen bu çarşı hamam, 1932 yılında etrafına dükkanlar ilişmeye başlayınca amacı değişiyor. 1962 yılında hamam restore edilip tamamen çarşı haline getiriliyor.

Evliya Çelebi bu hamamdan “Çarşı içinde olan Çarşı Hamamı gayet ferah, havası hoş, yapısı hoş bir hamamdır. Sevimli, dilber, temiz tellâkları ve mavi peştemalları vardır” diye bahseder. Ayvansarayî Hafız Hüseyin Efendi’de, “Toptaşı Valide-i Atik Camii yakınında olan çifte hamam ile Üsküdar’da vaki Valide-i Cedid Camii yakınında Yeşildirekli Hamam” şeklinde adı geçer.İstanbul’un tarihi çarşıları

1932 yılında Gümülcine eşrafından, gayet zengin bir kimse olan, merhum Mehmet Bozkurt Bey tarafından satın alınıyor. Bu zat, hamamın cephesinde bulunan salaş ilâveleri kaldırıp, cadde boyuna üç dükkân yaptırıyor. Mavi Köşe ismiyle bilinen bu dükkânlar 1958 yılında yıktırılıyor. Esas hamam kısmı bir marangoza kiraya verilmiş ve külhan kısmı da garaj oluyor. Mehmet Bey, 1962 yılında hamamı şimdiki şekliyle restore ettiriyor ve Mimar Sinan Çarşısı adıyla işletmeye açıyor. Bu sayede Üsküdar tarihi bir eser kazanmış oluyor.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
%d blogcu bunu beğendi: