Haberler > Ekonomi > İş-Yaşam İlaçta paralel ticaretin görünmeyenleri

Haberler > Ekonomi > İş-Yaşam İlaçta paralel ticaretin görünmeyenleri

Döviz kurundaki dalgalanmalar nedeniyle ilaçta yaşanan sorunun arka planındaki bir başka kayda değer problemi hileli ve hukuksuz yapılan paralel ihracata dikkat çekmiştim.

Konunun iki tarafı var. Birincisi, paralel ticaret ülkemizde herhangi bir yönetmelik ile yasaklanmamış olup, Yargıtay ve Rekabet Kurulu kararları da benzer yönde, ama mevcut düzenlemeleri, hukuki boşlukları ülkemiz aleyhine başvuru söz konusu. İkinci ayrıntısıyla uğraşma ise yasal kılıfın arkasına saklanılarak Türkiye imajına, ülkenin kazanımların ve markalarına zarar vermesi.

Dünyada paralel ticaret konusunda öncülüğü Avrupa Birliği (AB) yapmaktadır. Birlik içinde paralel ticaret, iki taraflı ekonomik pazar ve malların özgürlük dolaşımı ilkesi çerçevesinde yapılıyor. Ancak öte taraftan konuya ilişkin tartışmalar ve davalar da devam ediyor. Mesela Amerika Birleşmiş Devletleri dahil bir takım ülkelerde ilaçların paralel ticareti yasaktır.

Ülkemizde hap ihracatı hap firmaları, ecza depoları ve yükümlü müdür atanmış dış ticaret firmaları aracılığı ile Sağlık Bakanlığı’ndan alınan uyuşturucu ve psikotrop madde içermediğine dair yazı dahilinde yapılıyor.

Yürürlükteki “Ecza Depoları ve Ecza Depolarında Bulundurulan Ürünler Hakkında Mevzuat” çerçevesinde, ecza depoları; eczanelere, öteki ecza depolarına ve yurt dışındaki alıcılara satmak yapabiliyor. Bu durumda ülkemizde, ecza depoları kadar üreticilerden ya da diğer ecza depolarından temin edilen ürünlerin yurt dışına ihraç edilmesi mevzuat dahilinde kalıyor.

Hukuki olmayan kısım “Eczacılar ve Eczaneler Hakkındaki Yönetmelik” çerçevesinde yasaklanmış olmasına karşın ihracat yapan ecza depolarınca eczanelerden reçeteli ilaçların, reçetesiz ve toptan olarak tedarik etmesidir. Ecza depoları vasıtasıyla bu ürünlerin ihracatında bir engel olmamakla birlikte bunun birçok sakıncası bulunuyor.

Bu ilaçların söz konusu ülkelere ve o ülke içinde dağıtımının ilaçlar açısından uluslararası bir ihtiyaç olan “İyi Dağılma Uygulamaları” (Good Distribution Practices-GDP) kurallarına yerinde yapılıp yapılamadığı ruhsat sahibi ilaç firmaları tarafından takip edilememektedir. Bu da ülkemiz ilaç üreticilerine ve ülkenin marka algısına zarar vermektedir.

Ayrıca, daha önceki yazımda da vurguladığım üzere hap firmaları ihracat yapacakları ülkede ciddi bir uğraşı ve yüksek maliyetlerle 2-3 sene süren süreçlerin ardındaki ilaçlarını mümkün olan en yüksek fiyattan ruhsatlandırıyorlar. Bitmedi ilgili firmalar, bu ilaçların sıhhat profesyonellerine tanıtılması ve dağıtımı için yerel distribütörlerle de münhasıran çalışarak kar paylaşımında bulunuyor. Bedensel ve manevi külfetlere katlanarak pazara giriyorlar.

Bir Takım ecza depoları ise ihracatçı ilaç firmalarının ürünlerini, Türkiye piyasasından temin ederek ruhsat ve tanıtım gibi giderleri olmadığından firmanın o pazar için belirlediği fiyattan fazla daha ucuz bir fiyatla satabiliyorlar. Bu durumda, söz konusu ülkeye yatırım yapan ilaç firması lüzum ülke afiyet otoriteleri, gerekse ülkedeki meslek ortakları nezdinde mağdur durumda kalıyor. Hap firması ürünün fiyatını düşürmekte ya da pazardan çekilmektedir. neticede ihracatımız olumsuz etkileniyor. Türkiye algısı hasar görüyor. İlgililerin dikkatine…

GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ hap paralel ticaret ecza deposu ihracat türkiye avrupa birliği abd ekonomi haberleri

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
%d blogcu bunu beğendi: