AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’ten Brunson kararı açıklaması

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’ten Brunson kararı açıklaması

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik Adana’da düzenlediği basın toplantısında konuştu. Çelik, rahip Brunson’un serbest kaldığı mahkeme emri ile lokal seçim ittifakına ilişkin konuştu. Ömer Çelik’in açıklamaları şöyle:

MHP ile ittifak görüşmeleri

“Söylediğimiz takvim tıpkı devam ediyor. Genel Başkan Vekilimiz Numan Kurtulmuş ve Genel Başkan Yardımcımız Mehmet Özhaseki muhataplarıyla görüştüler. Haricen da yansıdığı gibi önce heyetlelr bir araya gelecek, genel  başkanlara sunum yapacak, daha sonra genel başkanların bu gündemle ilgili bir araya gelmesinin söz konusu olduğunu söylemiştik. 

Sayın Cumhurbaşkanı da ‘Macaristan sonrası olabilir’ demişti. derhal da arkadaşlarımız bu görüşmeyle ilgili sunumlarını genel başkanlara yaptılar. Cumhur İttifakı’nın lokal seçimlerde bir formüle dönüşüp dönüşmeyeceği, nasıl bir formüle dönüşeceği kendi doğal akışı içinde devam ediyor. Orada bir bezginlik yok. İttifaka verilen tartma her iki tarafça da açıklama ediliyor. İttifakın her maddi olayda nasıl bir  sonuca evrileceğiyle ilgili araştırmalar sürüyor. Arayış sürüyor. Lokal seçimlere dönük olarak bir formül üretilebilir mi çalışmaları sürüyor. 

Görüşmeyi gerçekleştirdiklerinde evet biz heyetler olarak konuşacaklarımızı konuşup bir sunum aşamasına geldik dediklerinde genel başkanlara sunum yapılacak. Programların uygunluğuna tarafından genel başkanların bir araya gelmesi konusu gündeme gelecek. Orada bir terslik yok, kendi akışı içinde sürüyor.”

Brunson kararı 

Eleştirileri takip ediyorum. genelde bir değerleme yaptığımızda başından bugüne değin bakıldığında şu net bir şekilde görülebilir. Türkiye’de bu durum gündeme geldikten daha sonra Amerikan tarafının tweet’lerini hatırlayalım. ‘Şu gün şu saate değin bırakılmazsa şu tavrı koyacağız’, ‘ilişkilerin arasına bir takım engellerin çıkarılması için politikalar üreteceğiz’, ‘yaptırımlar uygulayacağız’ diye ABD Başkanı ve Başkan Yardımcısı kadar talimat yapıldı. Son derece yadırgadığımız bir şekilde saat verdiler, ‘şu gün serbest bırakılması’ diye. Ardındaki iki bakanımıza dönük bir karar aldılar. Hatırlarsınız, Başkan Yardımcısı Pence, bir yerdeki konuşmasında geçen Türkiye karşıtı ifadelerini tweet haline getirdi ve günlerce orada tuttu. Tabii ancak Türkiye’nin bu dayatmalar aleyhinde veya onların verdiği bir takvimle hareket etmesi laf konusu değildir.

Cumhurbaşkanımızın buradaki bitmiş beri tavrına bakıldığında hiçbir şekilde bu dayatmalara prim vermeyen, bu dayatmaları önemsemeyen ve Türkiye’nin kendi yoluna gitmesinin, kurumların kendi kararlarını vermesi, kendi  takvimlerine uyması konusunda bir tutum aldığı ortadadır. 

Brunson kararına eleştirilere yanıt

Gelinen aşamada yargısal akış en azından şu safhada tamamlandı, bu şahsa suçu değişmez görülerek emin  oranda bir cinayet verildi. Yattığı süreye sayılarak salıverildi. Gelinen noktada muhalif da bunu temyize götüreceğini söyledi. Bu safhada yargısal sızıntı tamamlandı ama diğer aşamalar devam edecek. Burada ortaya meydana çıkan eleştirilerin karşılıklı noktası nedir? Bir dayatma sonucunda hür bırakıldığı şeklindedir. Bu sürecin iyi takip edilmemesinden kaynaklanan bir teşebbüs. Uyarı ederseniz ilk açıklamaların yapıldığı günlerde, Amerikan Başkanı ve Yardımcısının en başından beri gün ve saat vererek, Türkiye’yi hiçbir şekilde kabul etmeyeceğimiz bir dille korkutma etmeye kalkışarak, haddini aşarak yaklaşımlar ortaya konduğunda bunların hiçbirine prim verilmedi. ‘Dayatmalar neticesinde bu karar verildi’ diyenlerin uyarı etmesi gereken şey şudur: O tweet’ler atıldığı süre Türkiye’yi birileri, haddini aşan bir şekilde korkutma etmeye kalktığında, bunların hiçbirine Türkiye ve Cumhurbaşkanımız göre prim verilmedi, ciddiye alınmadı. Bu dayatmalara aleyhinde Türkiye’nin bir adım atmayacağı açık ve net şekilde söylendi.

Yabancıların Türkiye’de yargılanmasıyla ilgili konuların uzun bir tarihi vardır. Geçmişte nasıl davranılmış, bugün nasıl davranılmış, bunun bir mukayesesinin yapılması için bir takım arkadaşlarımızın us tazelemesinde fayda vardır. Çok ilginçtir geçmişte Türkiye’de ABD vatandaşlarının, yabancıların yargılanması söz konusu olduğunda dağıtılmış hükümetler döneminde yaşananlar çok ilginçtir. Fahir Armaoğlu’nun kitaplarında da bu detaylı şekilde anlatılır. Bunlara bakılmasında fayda vardır. Bu son durum, son derece ayrıksı bir durumdur. Tüm bu dayatmalara ve haddini aşan ifadelere karşısında ilk olarak Cumhurbaşkanımız edinmek üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin hiçbir makamı prim vermemiştir. 

‘Türkiye dayatmalara teslim olmamıştır’

Yargısal akışın kendi doğası ve ritmi, kendi takvimi içinde akmasının altı çizilmiştir. Belli dayatmalar neticesinde bu kararlar alınacak olsaydı, o dayatma ifadeleri ortaya çıktığı, eş zamanlı olarak Türkiye’ye hesaplı saldırılar yapıldığı zaman bu kararlar alınırdı. Dolayısıyla Türkiye bu dayatmalara teslim olmamış bütün tersine milli onur, ulusal şeref ve kendi ulusal çıkarları temelinde, Türkiye’nin ve kurumların egemenlik haklarının korunması temelinde tutumunu sürdürmüştür. 

‘Amerikan yönetimi yerine eleştiriyi içeri yöneltiyorlar’

Maalesef bu olayda da aralıksız yanlış bir tavır var. Amerikan yönetiminin kullandığı üslubu eleştirmek yerine eleştiriyi içeriye yönlendiriyorlar. Halbuki uyarı edin dünden itibaren Trump’ın attığı tweet’lerden Başkan Yardımcısı Pence’in attığı tweet’lere değin bunu bir teolojik siyaset diline dönüştürmeye çalıştıkları, kendi iç politikaları çerçevesinde kullandıkları fazla açıktır. Başlıca eleştirilmesi gereken budur.

‘Türkiye Cumhuriyeti’ni korkutma etmek kimsenin haddine düşmez’

Amerikan yönetiminin de şunu anlamış olması gerekir ne Türkiye’nin Cumhurbaşkanı ne kurumları ve hükümeti hiçbir şekilde bu dayatma diliyle muhatap olmaz, bu haddini aşan dile herhangi bir prim vermez. Türkiye Cumhuriyeti’ni korkutma etmek kimsenin haddine düşmez. Sonuç itibarıyla ne olmuştur? Bunları söyledikleri zaman, en ağır saldırılarla birlikte eş zamanlı ortaya koydukları vakit Türkiye’de buna hiçkimse prim vermemiştir. Amerikan yönetiminin bu dili hiçbir ülkeye, hele Türkiye’ye aleyhinde hiçbir şekilde kullanmamaları gerekir. Eğer bu dil vasıtasıyla netice aldıklarını düşündükleri ülkeler varsa şunu bilsinler, Türkiye’nin milli onuru, haysiyeti her şeyin üstünde gelir. Bu dilin yeryüzünde işleyeceğini düşünüyorlarsa, bu dilin işlemeyeceği yegane ülke Türkiye Cumhuriyeti’dir. Amerikan yönetiminin dayatmalarla, idareli saldırılarla ortaya koyduğu bu dile prim verilmediğini görmesi, bu dönemden bir özeleştiri yaparak anlamlı bir safhaya geçmesi gerekir. 

‘Türkiye hiçbir taviz vermemiştir’

Bu gelinen nokta bir şeyi daha göstermiştir o da şudur: Bu alıcı olaylar olduğunda muhalefetin kesin kesimleri Türkiye Cumhuriyeti’ni savunmak yerine derhal dışarıyla birlikte saf tutuyorlar. Bu maalesef dün Twitter’da dağıtılmış milletvekillerinin yazdıklarında da görülmüştür. Şunun unutulmaması gerekir, burada Amerikan yönetimi hiçbir şekilde şimdiye dek fakat milletlerarası hukuk diline, demokratik tutuma uymayan bir hitabe ortaya koymuştur. Amerikan yönetiminin de bundan ciddi bir ders alması gerekir. Türkiye hiçbir taviz vermemiştir. Dayatmaların haddini aşan bir şekilde açıklama edildiği yerde bile geri adım atmamıştır. Türkiye’nin Cumhurbaşkanı kurumların kendi doğal akışı içinde çalışmasını zinde bir şekilde savunmuştur. Gelinen noktada verilen karar ortadadır, bundan sonra da süreç aynı ritmi içerisinde işleyecektir.

Cemal Kaşıkçı’nın ortadan kaybolması

Bana Kalırsa Cumhurbaşkanımız büyük bir hassasiyetle bu konuyu takip ediyor. Kurumlarımız kendi çalışmalarını yürütüyorlar. Başsavcılığın yürüttüğü bir egzersiz da var. İki ayaklı bir soruşturma yürüyor. Birincisi Türkiye’nin kendi müstakil soruşturma yürüyor. İkincisi de Suudi makamları Türkiye ile işbirliği etmek istediler. Bu işbirliği de olumlu karşılandı. Bu fazla vahim bir meseledir. Saygıdeğer bir gazetecinin öldürülmesiyle ilgili son derece spekülatif iddialar vardır. Dış basında da bizim basınımızda da bir takım isimler üstünde yoğunlaşma vardır. Bunların resimlerini de yayınlıyorlar. Bunlar tabii iddiadır fakat bunların üstüne enerjik bir şekilde yoğunlaşılacaktır.

‘Asla kabul etmeyeceğimiz bir eylemdir’

Şunu unutmamak gerekir, böylesi bir eylem aslında demokratik dünyanın tüm değerlerine saldırıdır. Katiyen affedilemeyecek, üstü örtülemeyecek bir eylemdir. Şüphesiz Viyana Sözleşmesine kadar o ülkenin toprağı sayılabilecek bir alanda bu eylemin yapılmasına dair tartışmalar var. Bunlarla ilgili soruşturmalar bu çerçevede yürütülecektir. Bu bizi doğrudan ilgilendirmektedir. Kendi topraklarımızın içinde olan bir bölgede bu eylemin gerçekleşmesi, şahsın kaybolması söz konusudur. Şahsın kesin bir mekana girdiği ve o mekandan çıkmadığı görülmektedir. Bunun açıklığa kavuşturulması gerekir. Her türlü spekülasyondan uzakta olarak, olayın açığa çıkması için incelemeler sürdürülüyor. Bu Türkiye Cumhuriyeti’nin asla kabul etmeyeceği bir eylemdir. Bu eyleme karışanlar varsa şüphesiz bunun ağır sonuçları olur. Şüphesiz bu sadece bu eylemi yapanlarla Türkiye Cumhuriyeti aralarında değildir. Bu demokratik dünyayla, milletlerarası kurumlarla bu eylemi yapanlar aralarında bir meseledir. Dünyanın baştan başa bu konuya dönük hassasiyet gösteriliyor.

Hassasiyetimiz yüksektir. Yapılanlarla ilgili günübirlik data verilmemesi hassasiyetimizin tavsadığı anlamına gelmemektedir. Fazla yüksek bir dinamizmle bu incelemeler yürütülüyor. Eninde sonunda bu eylem nasıl olmuştur, kimler yapmıştır, saygın bir gazeteci nasıl kaybolmuştur ortaya çıkacaktır. Cumhurbaşkanımız da söyledi, ‘Çalışmalar tamamlandıktan, belirli sonuçlara varıldıktan daha sonra bunu tüm dünyayla paylaşacağım’ dedi. Dolayısıyla kimsenin şüphesi olmasın, bu meseleyi ardına kadar peşine düşüp takip edip açığa çıkaracağız.”

öne meydana çıkan haberler

Cengiz Ünder için rekor ücret!

Görünce elbiseleriyle suya girdiler

Mutlaka ellerinizi yıkamanız gereken 8 şart

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
%d blogcu bunu beğendi: