4 Liderin Katıldığı İstanbul’daki Tarihi Suriye Zirvesinden 4 Ana Başlık Çıktı

4 Liderin Katıldığı İstanbul’daki Tarihi Suriye Zirvesinden 4 Ana Başlık Çıktı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in katılımıyla Vahdettin Köşkü’nde gerçekleştirilen Suriye konulu dörtlü zirvenin arkasında liderler, basın toplantısı düzenledi.

ZİRVEDEN 4 BAŞLIK ÖNE ÇIKTI

Dört liderin yaptığı açıklamalarda, Suriye’de siyasi çözüm, mültecilerin Suriye’ye dönüşü, Esad’ın geleceği ve İdlib’de ateşkesin kalıcı ayla getirilmesi başlıkları öne çıktı.

Öncelikli olarak hedeflerin “sahada tamamiyle ateşkesin sağlanması ve hakim kılınması ile akan kanın bir lahza önce durdurulması” olduğuna göze çarpan eden Erdoğan, “Ayrıca Suriye halkının meşru talepleri doğrultusunda bir siyasi çözüme ulaşılması, böylece ülkede istikrarın sağlanması noktasında neler yapılabilir, bunları etraflıca ele alma fırsatını bulduk.” dedi.

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Başta şu gerçeğin altını çizmekte avantaj görüyorum. Suriye ihtilafının küresel bir sorun haline dönüşmesinin en önemli sebebi, milletlerarası toplumun meseleyi yeterince sahiplenmemesidir. Maalesef çok uzun bir dönem Suriye krizinden kaynaklanan sıkıntıların yükünü, Suriyeli siviller ile komşu ülkeler çekmek zorunda kalmıştır. Çoğu ülke durumun vahametini ancak krizin etkileri kendi sınırlarına ulaşınca algılama edebilmiştir. Bundan Böyle bu kayıtsızlığa bir son verilmesi gerekiyor. İnsani, siyasi ve diplomatik olarak inisiyatif alınmadığı takdirde Suriye’deki trajedi daha da kötüye gidecektir. Astana formatında yürütülen iş birliği milletlerarası topluma örnek olmuştur. Bugün, Fransa ve Almanya’nın da katılımıyla Astana’da yakalanan sinerjiyi daha ileriye taşıyabileceğimizi gördük. Bu olumlu iş birliğine ne değin çok paydaş bilhassa de paydaş ülke katkı sağlayabilirse daimi bir çözüme de o denli çabuk ulaşabileceğimize inanıyorum.”

Bugün verimli ve arkadaşça istişareler gerçekleştirdiklerini bildiren Erdoğan, “Suriye’nin toprak bütünlüğü ile siyasi birliğine bağlılığımızı, keza ihtilafa sadece askeri yöntemlerle çözüm bulunamayacağına dair inancımızı onaylama ettik. Kalıcı çözüm yolunun, Suriye halkının öncülüğünde ve sahipliğinde Birleşmiş Milletler gözetiminde yürütülen müzakerelerden geçtiğini vurguladık.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib konusunda Putin’in gayretleriyle imzalanan muhtıranın uygulanmasında sağlanan ilerlemenin onaylama edildiğini vurgulayarak, “Muhtıraya riayet edilmesinin İdlib’teki mevcut ateşkesin korunması ve yeni bir insani krize mahal verilmemesi için taşıdığı öneme özellikle muhabere ettik. İdlib’te sağlanan sükunetin her yerde yeşerttiği umuttan istifadeyle siyasi süreçte fiziki adımlar atılması gerektiğinin altını çizdik. Bu çerçevede anayasa komitesinin kuruluş sürecinin en kısa sürede şartları gözeterek, temennimiz odur oysa sene sonu itibarıyla tamamlanması çağrısında bulunduk.” ifadelerini kullandı.

“TEHDİTLERİ BERTARAF ETMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”

Erdoğan, konuşmasında, toplantıda ele aldıkları bir diğer önemli konunun Suriye kaynaklı terör tehdidi olduğunu dile getirdi.

Bu hususta gerek dört ülke aralarında gerekse uluslararası toplum düzeyinde iş birliğinin artırılması noktasında mutabık kaldıklarını dile getiren Erdoğan, Türkiye’nin, 911 kilometrelik sınırı olması sebebiyle Suriye’de yuvalanan terör örgütlerinden en fazla zarar gören ülkelerden biri olduğunu kaydetti.

“4 BİN KİLOMETRELİK ALAN TERÖRİSTLERDEN ARINDIRILDI”

Erdoğan, bugüne değin DEAŞ ve PYD göre gerçekleştirilen saldırılarda yüzlerce vatandaşın ve emniyet görevlisinin yaralandığını, şehitler verildiğini belirterek, her iki terör örgütünü de kaynağından bertaraf etmek amacıyla Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarının gerçekleştirildiğini, toplamda da 7 bin 500 DEAŞ’lı ve PYD’li teröristi etkisiz hale getirerek 4 bin kilometrekarelik alanı terörden arındırarak önemli bir başarıya imza atıldığını vurguladı.

AFRİN, CERABLUS VE EL BAB’DA RAHATLIK

Türkiye’nin tehlikesiz hale getirdiği Afrin, Cerablus ve El Bab gibi Suriye şehirlerinde kolaylik, emniyet ve uzlaştırma olduğunu anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Hatta 260 binin üstünde Suriyeli bu bölgelere geri dönmüş durumdadır. Biz bu sayının zamanla artacağına inanıyoruz. Türkiye, ne sınırlarında ne de Suriye’nin herhangi bir bölgesinde terör gruplarının palazlanmasına şımartma göstermeyecektir. Terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni emrivakilerin dayatılmasını da asla kabul etmeyeceğiz. Fırat’ın batısında olduğu gibi doğusunda da milli güvenliğimize yönelik tehditleri kaynağında bertaraf etmeyi sürdüreceğiz. Zirvede Suriye itilafının insanı boyutunu da konuştuk. Suriye halkına insani yardımın sürdürülmesi gerektiği konusunda mutabık kaldık. Bugün Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri dönüşü konusunu da ele aldık. Geri dönüş sürecinin uluslararası hukuka uygun şekilde gönüllülük esasına göre tehlikesiz biçimde ve Birleşmiş Milletler ile benzer güdüm halinde yürütülmesi gerektiği hususunda düşünce birliğine vardık.”

ADALETLI SIKLET PAYLAŞIMI KONUSUNDA TAAHHÜTLER

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 3,5 milyon Suriyeliye ev sahipliği gerçekleştirmek suretiyle bu konuda azami öne çıkan ülke olduğunu vurgulayarak, Suriyeli sığınmacılar için harcanan 33 milyar doların Türkiye’nin fedakarlığını açık açık gösterdiğini söyledi.

Adaletli siklet paylaşımı hususunda Avrupa Biriliği’nin verdiği taahhütlerin yerine getirilmesini beklediklerini de hatırlatmak istediğini dile getiren Erdoğan, öteki ülkelerden de yakında olacak olan kış şartlarını düşünerek Suriye halkının ihtiyaçları için desteklerini artırmaları çağrısında bulunduğunu kaydetti.

Erdoğan, sahile vuran günahsız çocuk bedenlerinin Suriye’de 7,5 yıldır yaşanan dramın ve çatışmaların en acı sembolleri olduğunu belirterek, ilk kez zirveye katılan ülkeler edinmek üzere herkesin bu trajediyi sonlandırmak için uğraş etmesi gerektiğini anlattı.

ERDOĞAN’DAN İRAN VURGUSU

Bugünkü tepe toplantısında Suriyelilere ve uluslararası topluma manâlı mesajlar verebildiklerini düşündüğünü anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Doruk katılımcıları olarak lüzum sahadaki durumun iyileştirilmesine lüzum siyasi süreçte ilerleme sağlanmasına karşın çabalarımızı artıracağımıza inanıyorum. Öteki ülkeleri de bu gayretlere takviye vermeye çağırıyorum. Türkiye olarak soruna çözüm bulmaya yönelik mücadelemizi ayrıca Astana platformunda keza bugünkü gibi bambaşka ve daha geniş platformlarda sürdürmekte kararlıyız. şüphesiz ki bu kararlılığımız aynı şekilde Astana sürecinin bir öteki üyesi konumunda olan İran’ı da ilgilendirmektedir. Bu attığımız adımlar, yaptığımız görüşmelerden natürel fakat İran’ı da bilgilendireceğiz, farkında olan edeceğiz ve bu sürecin fazla daha olumlu şekilde devamını sağlamakta, bunu gerekli görüyoruz. Bu istikrar Suriye halkıyla dayanışmamızın bir gereği, Suriyeli kardeşlerimize aleyhinde boynumuzun borcudur.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda katılımcılara şükranlarını sunarak, yükseklik toplantısının Suriye’de çözüm umutlarını yeniden yeşertmesini diledi.

PUTİN: SURİYE ADIM ADIM BARIŞA GİDİYOR

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dört ülkenin ileride de Suriye’deki durumun normalleşmesi için müşterek egzersiz yapmaya devam edeceğini vurgulayarak, şunları söyledi:

“Bunun için elverişli şartlar sağlandı. Türkiye, Rusya ve İran’ın Astana formatı çerçevesinde yürüttükleri etkinlikler tamamen ülkenin büyük bölümü teröristlerden arındırıldı. Ülke peyderpey barışa doğru ilerliyor.”

“Suriye’de çözüm fakat diplomasi yoluyla olası olabilir.” diyen Putin, Birleşik Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı çerçevesinde Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğine hürmet çerçevesinde siyasi çözümün mümkün olacağını belirtti.

“BİZİ SON DERECE ITINALI ÇALIŞMALAR BEKLİYOR”

Putin Suriye halkının kaderini kendisinin ödev etmesi gerektiğini kayederek, şöyle devam etti:

“Bu amaçla Astana formatının ve ufak grupla çabalarını birleştirmesini bu yönde görüştük. Suriye’deki siyasi çözümün sahada seri ilerlemesine, yapıcı davranış sergileyen Suriye temsilcilerini bu sürece dahil etmeye çalışacağız. Başta Cenevre’de anayasa komitesi çalışmalarına başlamamız gerekiyor.”

Komitenin Suriye’deki toplumun bütün katmanlarınca tanınması gerektiğinin altını çizen Putin, “Çoktandır gereksinim duyulan anayasal reformları yapabilecektir. Bu da Suriye’deki devleti daha enerjik ayla getirecektir. Bu Nedenle Suriye’deki toplumu birleştirecektir. Bizi son derece itinali bir alıştırma bekliyor.” diye konuştu.

Putin, Suriye’de güç oranının kayda değer ölçüde azaltıldığına değinerek, “Lakin orada biriken radikal unsurların temizlenmesi gerekiyor. Bu bizim için son derece güncel bir hedeftir. Savaş tecrübesini elde eden bu caniler, ülkelerimizde sessizce taraftar devşirebilir. İdeolojilerini topluma aşılayabilir. Bu kabul edilmez bir şeydir.” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE ELİNDEN GELENİ YAPIYOR”

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Alman ve Fransız mevkidaşlarını Soçi mutabakatıyla ilgili bilgilendirdiklerini söyleyen Putin, “Silahsızlanmış bölgenin oluşturulmasının geçici bir önlem olduğu düşünüyoruz. Kısa zaman içinde hem muhaliflerin ayrıca de ağır silahların çekilmesi için çaba sarf edeceğini ümit ediyoruz. Türk partnerlerimiz bununla ilgili elinden geleni yapıyor.” şeklinde konuştu.

Putin, “Rusya, Suriye Arap Devleti’ne terör tehdidinin ortadan kaldırılmasına istikrarlı bir şekilde yardımcı olacaktır.” dedi.

İnsani yardım noktasında da Rus lider Putin, mültecilerin dönüşü konusuna değinerek, “Uluslararası toplumun el ele mücadele sarf etmesi lazım.” ifadesini kullandı.

“Bizim şöyle bir teklifimiz var. Mültecilerle ilgili bir milletlerarası konferans düzenlemeyi hedefliyoruz.” diyen Putin, bu olmazsa ilerleme kaydedilemeyeceğini söyledi.

“YAPICI BİR DİYALOĞA ÇAĞIRIYORUZ”

Putin, toplantıda, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Türkiye, Rusya, Fransa ve Almanya’nın aynı formatta yeniden bir araya gelip gelmeyeceğine ilişkin bir soruya Putin şöyle cevap verdi:

“Bu konuda az önce bir uzlaşma sağlamadık. Her şey olabilir. Katılımcıların sayısının artırılması faydalıdır diye düşünüyorum. ilk olarak Astana Grubu ile küçük grubun birleştirilmesini Fransa Cumhurbaşkanı teklif etti. Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan bunu etkin bir şekilde destekledi. Bugünkü görüşmemizin girişiminde bulundu ve bence yardımsever bir mülâkat oldu.”

Rus lider, bir soru üzerine, “Suriye’nin meşru hükümetine saygı duyulmalıdır. Cümbür Cemaat Suriye rejimi diyor burada. BMGK kararında ise Suriye Arap Cumhuriyeti hükümeti ifadesi kullanılıyor. Suriye’nin meşru hükümetine saygı duymaktan yola çıkarak, muhalefetle verimli diyalog ayarlamak için daima Suriye hükümetini böyle yapıcı diyaloga çağırıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Anayasa komitesi çalışmalarına konusunda ise Putin, “Senenin sonuna kadar ilgili koşullar oluşursa anayasa komitesi iyice oluşturulacaktır ve faaliyetlerine başlayacaktır.” diye konuştu.

“ÜÇÜNCÜ LİSTEYİ HAZIRLIYORUZ”

Komitenin iki parçasının (rejim ve muhalefetin listesi) tamamlandığını, halihazırda STK’leri içeren üçüncü parça üzerinde çalıştıklarını anımsattı. Putin, “İran, Astana ve uzlaşma sürecinin garantörlerinden biridir. Gerginliği Azaltma Bölgeleri’nin faaliyette olmasının da teminatıdır. İran olmadan bu konu çözülemez.” dedi.

Soçi’de anayasa komitesi kurulması kararının üzerinden 9 ay geçtiği halde netice alınamadığına ilişkin bir soru üstüne Rus lider, “Evet, gerçekten istediğimiz dek çabuk ilerleyemiyoruz lakin başarılar elde edildi. Suriye hükümetini kendi listesini vermesi konusunda ikna ettik. Mevkidaşım sayın Türkiye Cumhurbaşkanı da kendi kendi üstüne düşeni yaptı. Muhalefetten bir liste ortaya çıktı. Şu Anda de üçüncü listeyi hazırlıyoruz. Bu engebeli bir süreçtir.” değerlendirmesini yaptı.

Suriye halkının kendi liderlerini kendisinin seçmesi gerektiğine inandıklarını gösteren Putin, bir soru üzerine, “Bunun için tüzük komitesi kurulmalıdır ve faaliyetlerine başlamalıdır. Bugün şu ya da bu şahsı görüşmedik. Bu yapıcı bir teşebbüs olmaz.” diye konuştu.

“Rusya, dağıtılmış provokasyonlara ilişkin Suriye hükümetini destekleme hakkını gizli tutuyor.” diyen Putin, Hımeymim’deki Rus hava üssüne 50’den fazla insansız hava arabulucu saldırısı düzenlendiğini hatırlattı.

Putin, radikal grupların temizlenmesi için Türkiye ile iki taraflı çalışmalarının sürdüğünü de vurguladı.

“SİYASİ BİR ÇÖZÜM BULUNMALI”

Almanya Başbakanı Angela Merkel, müşterek basın toplantısında değerlendirmede bulundu. Açıklamasında “Son derece bereketli bir boy oldu” ifadesini kullanan Merkel, “Ayrı yaklaşımlarımız olsa da mutabık kalarak ortak bir bildirge yayımlayabildik. Bu da bizim iki taraflı bir iradeye sahip olduğumuzu göstermektedir.”diye konuştu.

Merkel, Suriye’de bir tarafta terörle çaba öteki yanda da rejimin kendi halkına yönelik yürüttüğü bir savaşın söz konusu olduğunu söyleyerek,bölgede sadece askeri açıdan yok siyasi açıdan da bir çözüm bulmak gerektiğinin altını çizdi.

Suriye’de çoğu insani felaketin yaşandığını anlatan Merkel, nüfusun yarısından fazlasının Ürdün, Türkiye veya Avrupa ülkelerinde sığınmacı olarak bulunduğunu hatırlattı ve başka insani felaketlerin yaşanmaması için ellerinden geleni yapacaklarını dile getirdi.

MERKEL’DEN KİMYASAL TABANCA VURGUSU

“Kimyasal silahların kullanılmaması konusunda istikrarlı olduğumuzu tanımlamak istiyorum” diyen Merkel, siyasi çözüm zarfında katkılarından ötürü Birleşik Milletler Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura’ya teşekkür etti.

Suriye’de siyasi çözüm zarfında Tüzük Komitesi çalışmalarına da değinen Merkel, “Anayasa Komitesinin sene ardına kadar bir araya gelebilmesi için katkıda bulunmak istiyoruz.” dedi.

Merkel, Suriyeli sığınmacıların ülkelerine dönmeleri konusunda BM Mülteciler Yüksek Komiserliğiyle sıkı bir iş birliği yapılmasının önemine dikkati çekerek, geri dönenlerin tutuklanmamaları ve fena muamele görmemeleri gerektiğini dile getirdi.

Suriye’nin tekrar bütün halkı için tehlikesiz bir vatan olması gerekliliğine şive yapan Merkel, “Siyasi sürecin tam da bu zamanda bulunması çok kayda değer.” değerlendirmesinde bulundu.

Merkel İdlib’de insani bir facia olmadan barışçıl bir çözüm bulunması konusunda da gayret göstermeye devam edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

“ULUSLARARASI TOPLUMUN GÖĞÜSLEMESİ GEREKEN BİR IŞLEM”

Suriye’de siyasi çözüme şive yapan Merkel, bu kapsamda olası seçimlere ilişkin, “Suriye halkının tamamı gelecekteki siyasi sistemle ilgili uluslararası kontrol aşağıda yapılacak özgürlük seçimlerde kendileri karar vermelidir.” dedi.

Merkel, ülkesinden firar etmek zorunda kalan Suriyelilerin de bu karara katılmaları gerektiğinin altını çizerek, kendi geleceklerine Suriye halkının karar vereceğini dile getirdi.

Suriye rejiminin çok sayıda insanı öldürdüğünü belirten Merkel, siyasi çözümün bu açıdan basit olmayacağını söyleyerek, “Milletlerarası toplumun da göğüslemesi gereken bir işlem olacaktır.” yorumunu yaptı.

Merkel, İdlib konusunda Soçi mutabakatında atılan adımlardan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bu süreci desteklediklerini açıklama etti. Merkel,”(Suriye’de) Milyonlarca insanın her tarafta tehlikeye atılmasını istemiyoruz.”değerlendirmesinde bulundu.

“KUŞKUSUZ KABUL EDİLEMEZ”

Basın toplantısında konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD’nin Pensilvanya eyaleti Pittsburgh şehrinde Musevilerin ayin düzenlediği saatlerde sinagoga yapılan silahlı saldırıyı hatırlatarak, Amerikan halkının yanında olduklarını söyledi.

Macron, zirveyi önemli bir adım olarak gördüğünü, önceliklerinin terör ile uğraş olduğunu ve Suriye’deki terör gruplarının fazla vahim saldırılar gerçekleştirdiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Terörle mücadeleyi sürdürürken aynı zamanda bugün yapılacak askeri harekatların insani yardım konusuna da saygı göstermesi gerektiğini unutmuyoruz.Bu da bizi İdlib konusuna götürüyor. Bu konuyla ilgili çok açık söyledik, rejimin hamilerinin desteğiyle birlikte İdlib’e oluşturacağı askeri saldırı şüphesiz kabul edilemez olacaktır insani konularla ilgili olarak. Burada Türkiye, Avrupa ve bölgenin istikrarı laf konusu. Buradaki tehlike teröristlerin dağılması ve yeni sığınmacı dalgalarının ortaya çıkması anlamına gelecektir. Bunu zaten gördük daha önceki saldıralar sonucunda. Rusya ve Türkiye birkaç hafta önce harfiyen yerine getirilmesi gereken bir karara vardılar. Bu konuyla ilgili bugün de teminatlar dile getirildi. Bunu netice bildirgemizde de belirttik. İdlib’te kalıcı ve sürdürülebilir bir ateşkesin tesis edilmesi son derece kayda değer. Bu taahhütlerin yerine getirilmesi ve kalıcı ve sürdürülebilir bir ateşkes olmasına fazla ağırlık veriyoruz. Konuyla ilgili olarak, Sayın Türkiye Cumhurbaşkanın istihbarat paylaşımı ve insani yardım konularındaki eylemlerine katılıyoruz.”

“KİMYASAL SİLAHLARIN KULLANILMASI KABUL EDİLEMEZ”

Macron, Rusya’ya, Suriye’deki rejim üzerinde zorlama kurması konusunda güvendiklerini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Keza bölgede keza dünyanın öteki bölgelerinde kimyasal silahların kullanılması, kim kullanırsa kullansın kabul edilemezdir. Suriye ile ilgili olarak ikinci bir konu da siyasi süreç konusu. Hiçbir vakit unutmamak gerekir fakat Suriye’de fiilen iki savaş süregeliyor. Hep birlikte teröristlere aleyhinde sürdürdüğümüz bir savaş var, Suriye’deki bütün terör gruplarına karşısında. diğer taraftan Suriye’deki rejimin kendi muhaliflerine karşısında sürdürdüğü bir çatışma ve bunun bir sonucu olarak milyonlarca sığınmacı… Tabii ki bu şart sürdürülebilir yok ve bunun çözümlenmesi siyasi bir çözüm bulmaktan geçiyor. Tüm Suriyelilerin ülkelerine dönebilmesini sağlayacak siyasi bir çözüm olması gerekiyor. Kapsayıcı bir Suriye’nin yeniden yapılandırılması fazla manâlı. Bugün rejim, askeri olarak bitmiş fetih mantığında davranıyor, bu da Suriye’nin istikrarını sağlayacak bir girişim yok.

Soçi toplantısından 10 ay sonradan henüz anayasa komitesi toplantısı yapılmış yok.Sene ardına kadar anayasa komitesiyle ilgili listelerin onaylanması ve bu toplantının yapılmasını istiyoruz. Natürel ki dördümüze ast bir şart yok. Bu konuyla ilgili irademiz tamdır ve kapsayıcı siyasi çözüm için bunun mutlaka hayata geçirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Suriye halkı kendi geleceği hakkında söz hakkına sahip olmalı. Yani şeffaf ve serbest seçimlerin milletlerarası gözetim altında yapılması gerekiyor. Bu konuyla ilgili olarak şu aşamada bir jest görmüş değiliz böylece konuyla ilgili güçler, uluslararası mekanizmayı hayata vermek için elinden geleni yapıyor. İşte bugün de bunu yaptık. Sene ardına kadar bütün paydaşlarla ilgili olarak bu tüzük komitesinin bir lahza önce toplanmasını hayati öneme sahip olduğunu söyledik. Konuyla ilgili olarak iradelerimiz örtüşüyor. Çünkü bunu Suriye halkına borçluyuz, hayatını kaybedenlere borçluyuz, şu anki rejimden kaçan Suriyelilere borçluyuz.”

“RUSYA VE TÜRKİYE İLE ÇALIŞMAYA DEVAM ETMEMİZ GEREKİYOR”

Macron, bildirgede değindikleri üçüncü konun ise insani destek olduğunu aktararak, “Rusya ve BM ile birlikte birkaç hafta önce Doğu Guta’da bir ortak harekatımız oldu. Rusya ve Türkiye ile beraber çalışmaya devam etmemiz gerekiyor. Alman Şansölyesi ile bunu dile getirdik. Sivil topluluklara insani takviye ulaştırılması son derece manâlı. Bu konuyla ilgili tüm paydaşların insani takviye konvoylarının erişimini sağlaması gerekiyor, STK’ların da iş birliğini alarak. Bugün hala bazı blokaj durumları olduğunu, insani konvoyların önünün kesildiğini görüyoruz, bu kabul edilemez. BM çerçevesinde ve iş birliği felsefesinde birlikte çalışmamız gerekiyor.” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE’NİN ÇABALARINI TAKDİRLE KARŞILIYORUM”

Bildirgede değinmek istediği bir diğer konunun da sığınmacıların,mültecilerin geri dönüşü olduğunu dile getiren Macron, şunları kaydetti:

“Konuyla ilgili olarak Türkiye, Ürdün, ve Lübnan’ın çabalarını takdirle karşıladığımı maddeler halinde sıralamak isterim. Uzun senelerdir bu ülkeler gerçekte sorumluluklarını yerine getirerek çok kayda değer sayıda Suriye’den kaçan ve başka ülkelere giden sığınmacıları ağırlıyorlar. Bugün açık konuşmak gerekir. Aslında bu sığınmacıların ülkelerine geri dönmesi inandırıcı ve kapsayıcı olamaz, siyasi bir çözüm getirilmediği sürece. Çünkü bu kişiler rejimin gasplarından kaçan kişiler. Nitekim sene başından bu yanlamasına yeni mülteci dalgalarını görüyoruz.Burada her birimizin İdlib ile ilgili olarak yaptıklarımızı, bu ülke ile ilgili yapmazsak diğer mülteci akınlarını göreceğiz. Bunun önüne geçmemiz muhtemel olmayacaktır. İşte o yüzden bu gün Yüksek Mülteciler Konseyi’nin belirlemiş olduğu şartlar kapsamında yani güvenli ve insan haysiyetine yerinde ve gönüllü bir şekilde sığınmacıların geri dönüşünü sağlayabiliriz. Burada güvenli, insan haysiyetine uygun ve gönüllü geri dönüşten bahsediyorum. Yani bazı altyapıların oluşturulması su, elektrik tedariki gibi. Bu irtifa doğrusu de son derece yararlı bir safha oldu, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a her tarafta teşekkürlerimi arzetmek istiyorum. Bugün buradaki toplantımız son derece manâlı lakin bizlerin de sorumluluğunu beraberinde getiriyor. Konuyla ilgili olarak sahiden birkaç milyon Suriyeli’den bahsediyoruz fakat dünyayı ilgilendiren bir mesele bu.Dolayısıyla bugün görüştüğümüz konular önümüzdeki süreçte bir sorumluluk yüklüyor ve teyakkuz halinde olmamızı gerektiriyor.”

“CEMAL KAŞIKÇI KONUSU ELE ALINDI”

Basın toplantısında soruları yanıtlayan Erdoğan, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi konusunda liderlere bilgilendirme yapılıp yapılmadığına ilişkin bir soru üzerine şunları söyledi:

“Merhum Cemal Kaşıkçı ile ilgili olarak ikili görüşmelerimizde bu konuyu ele aldık ve zorunlu bilgileri kendilerine verdim. Daha önce de zaten istihbarat örgütlerimizle yapılmış olan bu konuda farklı alanlara yönlendirilmiş bilgilendirmeler oldu. Detaya, bugün yaptığımız ikili görüşmelerle girmiş bulunuyoruz. Şunu çok açık net tekrar burada tasvir etmek durumundayım, şimdi milletlerarası medyanın burada oluşu da böyle bir cevabı vermemi gerektirir. O da şudur; her şeyden önce içeride 18 tane tutuklu var. Bu 18 esir malum ülkemize gelen kişilerdir. Bunlar 15, 9 pozitif 6, hem 3, böyle bir dağılımı var. Bu 18 kişiyi Türkiye’ye kimler gönderdi? Bunun cevabını natürel ancak Suudi yetkililerin vermesi gerekir. sonra bir yorumlama Suudi Arabistan’ın yetkili mercilerinden geldi. O da Türkiye’deki yerli işbirlikçilere cesedin teslim edildiğine dair veya onlarla öbür bir meslek birliğine girmek suretiyle böyle bir adımın atıldığı söylendi. O süre bu yerli işbirlikçi kimdir? Bunu da yeniden bu açıklamayı yapan kişi ya da şahısların ortaya koyması gerekmektedir. Her türlü cezai müeyyideye çarptırılacaklarını söylüyorlar. Suçun işlendiği yer İstanbul’dur, dolayısıyla Suudi Arabistan bu yargılamada eğer kendileri bu işi yapmayacaklarsa bu yargılamayı Türk yargısı olarak bizim yapmaya hazır olduğumuzu dün Adalet Bakanlığımız vasıtasıyla kendilerine bu çağrıyı yazılmış olarak devlete ait kanallardan da yapmış bulunuyoruz. Acilen oradan bunun cevabını tabii ancak bekleyeceğiz. Suudi Arabistan başsavcısını yarın buraya gönderiyor ve İstanbul başsavcımızla başsavcı kendi yanındaki heyetiyle görüşmeleri yapacaklar. Bu görüşmenin neticesini de önemsiyoruz.”

Erdoğan, bu süreçte güvenlik teşkilatı, istihbarat teşkilatı ve adalet teşkilatının yoğun bir egzersiz içerisinde olduğunu belirterek, “Bu incelemeler bitmemiştir, hala aynı hassasiyet içerisinde devam etmektedir.” dedi.

“TÜRK YARGISININ VERDİĞİ KARARA SAYGI DUYARIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da bir Alman vatandaşının tutuklanmasına ilişkin soruya, “İstanbul’daki Alman ile ilgili olarak da bu kişiyle ilgili mahkeme cezasını vermiştir. Mahkemenin verdiği suç oluşturan ile birlikte temyiz yolu açıktır. Bu temyiz yoluna da başvurmak suretiyle Türk yargısının vereceği karara her zaman birlikte hürmet etmek zorunda kalırız.” karşılığını verdi.

“SURİYE HALKI ONUNLA İLGİLİ KARAR VERECEKTİR”

Toplantıda bir gazeteci, liderlere, “Suriye’nin gelecekteki devlet yapısını ne şekilde gördükleri, Esed’in durumunun ne olacağı ve İdlib konusundaki anlaşmadan memnun olup olmadıkları” sorusuyla birlikte “dörtlü zirvenin genişleyip genişlemeyeceği, ABD’nin ya da başka bir ülkenin katılıp katılmayacağı” yönünde soru yöneltti.

“Ilk Kez Esed’in durumu ne olacak?’ sorunuzun cevabını vereyim” diyerek sözlerine başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, soruyu şöyle yanıtladı:

“Her şeyden önce tabii buradaki irade kişilere ait olan bir irade değildir. Esed’in durumunu belirleyecek olan irade Suriye halkının iradesidir. İçeride ve dışarıdaki bütün Suriye halkı, onunla ilgili kararı verecektir. Natürel bize kadar Esed, 1 milyona yakın vatandaşının maalesef hayatına kast etmiş bir insan konumundadır. Dolayısıyla bize kadar muteber bir konumda değildir. Nitekim şu belli başlı dek yaşananlar ortadadır. Hala oradaki işte katliamlar tıpkı devam etmektedir. Temennimiz odur fakat bundan böyle bu süreç her tarafta olur ve bu nedenle Suriye’de millet hayatının nasıl devam ettirecek sorusuna fazla da rahatlıkla bir cevap bulmuş olur.”

İdlib’te şu an 3,5 milyon insanın yaşadığını aktaran Erdoğan, sözlerini şöyle devam ettirdi:

“İdlib’te yaşamış bu millet oraya nereden geldiler? Onlar da Halep’ten kaçarak, ne yazık ki o varil bombalarından kaçarak İdlib’e geldiler. Son dönemlerde İdlib’te de hayat hakları ortadan kalktı ve bu defa oradan nereye kaçacaklardı? Kaçacakları tek yer vardı. O da Türkiye. Türkiye’den başka sığınacakları, kaçacakları hiçbir yer yoktu. Zaten bizde 3,5 milyon insan şu anda bize iltica etmiş, bizde. Yeni bir 3,5 milyon insan, ne kadarı İdlib’ten kaçardı, bunu bilemiyoruz lakin sağ olsun Sayın Putin ile yapmış olduğumuz görüşmeler neticesinde, attığımız adımlarla İdlib sürecinde 10 maddelik muhtıra fiilen burada yeni bir süreci başlattı ve bu süreçle orada bir daimi -temennimiz odur ki- ateşkesi sağlamış olduk. O Kadar ya da böyle daimi sürdürülebilir böyle bir ateşkesin devamı, natürel ama orada yaşayan insanları rahatlattı. Lakin, tüm o yıkılan binaları gördüğümüzde, o binaların aşağı kalan insanları -tasavvur edebiliyor musunuz?-, bunları gördüğümüzde tabii bizler siyasetçi olarak, devlet başkanları, cumhurbaşkanları olarak acaba bunun bedelini nasıl ödeyeceğiz diye dikkate almak durumunda kalıyoruz.”

Suriye’nin kuzeyinden sığınmacı olarak gelenlerle ilgili Türkiye’nin attığı adımların ortada olduğunu dile getiren Erdoğan, “Onlara yönelik hemen verdiğimiz destekler apaçık. Natürel insani olarak birçok destekleri vermek durumundayız. Nitekim bugünkü yaptığımız görüşmelerde insani olarak ne gibi destekler verebiliriz, eğitimde, sağlıkta, altyapılar, üstteki inşa ne gibi destekler verebiliriz tüm bunları röportaj fırsatını bulduk, bunların adımlarını attık. Temenni ediyorum fakat buralarda da mesafe alacağız. Son olarak genişleyebilir mi sorusunu sordunuz, bu tekrar birlikte atacağımız adımdır, birlikte vereceğimiz karardır, ona tarafından bu dondurulmuş bir yapı değildir. Eğer böyle bir şeyin kararını verirsek, Astana’da olduğu gibi böyle bir adımı burada da atmamız mümkündür.” biçiminde konuştu.

“60 BİN KİŞİNİN İDLİB’E DÖNMESİ BAŞARIDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib konusundaki soru üzerine İdlib konusunda aralarında 10 maddelik muhtıranın birçok şeyi cevapladığını belirterek, şunları söyledi:

“Her şeyden önce umulan 12 gözlem noktasıyla zaten orada Rusya Federasyonu’yla gayet dayanışma içerisinde bir çalışmamız var. 12 gözlem noktasının dışarıya da 10 gözlem noktasına Rusya Federasyonu umulan sahip. Tüm bunların hepsi bölgenin güvenliğine karşın adımlardır. Fakat hepsinden öte İdlib muhtırasındaki dikkat çeken konu aşırı radikal güçlerin Türkiye göre yoklama altına alınmasıdır. Ama başkaca da rejimin aynı şekilde 15-20 kilometrelik o bölgede herhangi bir tehdidini kaldırma sürecini de Rusya Federasyonu’nun kendi kontrolü altına almış olmasıdır. Bütün mesele burada ağır silahların İdlib merkezinden en ince ayrıntısına kadar çekilerek, bunların merkezde sivil halkı rahatsız etmemesinin sağlanmasıdır. Bunun yanında yeniden aynı şekilde oradaki yapılacak silahlı saldırılar karşısında bir mutabakat, dayanışma içerisinde Türkiye ve Rusya Federasyonu’nun alacağı tavırdır ve daha aşağı birimlerimiz her an çalışmalarını sürdürmektedir. Burada savunma olsun, istihbarat olsun, dayanışmalarını sürdürüyorlar. Hedefimiz buradaki sivil halkın huzurunu sağlamaktır. Nitekim şu ana dek da yaklaşık 60 bin kişinin İdlib’e dönmüş olması, bu sürecin başarıdır. Bunun için Sayın Putin’e de teşekkür ediyorum. Burada gayreti olan bütün arkadaşlarımıza keza teşekkür ediyorum.”

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
%d blogcu bunu beğendi: